05.27Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor
Gözüm Yaşı Terme Çayını TutuyorÂ
Adı Mart. Anadolu bozkırında orta halli küçük bir köy, Çankırı’nın Åžabanözü ilçesine baÄŸlı. İnsanları tarım ve hayvancılıkla uÄŸraşır. Yoksulu bol, kendi yağıyla kavrulanı azdır. Öykümüzün kahramanı Ahmet de bu köyün yoksullar bölüğünden. Babadan yetim keleÅŸ bir delikanlıydı. Çalımlı deÄŸil ama, sevimli, yumuÅŸak huylu, yüzü yolda bir gençti. Babası ölür ölmez anasıyla birlikte el kapılarında koÅŸturdu yıllarca. Irgatlık yaptı, çöne durdu. Çile hamurunu genç yaşında köyünün taşı toprağıyla yoÄŸurdu. Anasıyla birlikte muhanette muhtaç olmadı. Yumruk kadar bebe iken iÅŸe baÅŸladı, çalışa çabalaya onsekizine ulaÅŸtı. Günün birinde, “askersin, hazırlan bakalım” dediler. Vardı kasabaya muayene oldu. Kusursuzdu, saÄŸlamdı, Verdiler sülüsünü, çekti gitti askere gitti. Vatani görev yeri: Erzincan 58. Topçu alayı.
İki yıl sonra kutsal görevi yüz akıyla bitirdi geldi Ahmet. Geldi ya, baba ocağında gördüğü, giderken bıraktığı gibi deÄŸildi. Anası eski gücünü direncini kaybetmiÅŸti. Beli eÄŸilmiÅŸ, saçları aÄŸarmıştı. Ahmet’in gözünde bugün var yarın yoktu. Birkaç gün gezindikten, askerliÄŸin havasını unuttuktan sonra verdi kararını. “Anacığım, yetmez mi benim için çektiÄŸin? Bunca yıldır el kapılarında aÄŸarttın saçlarını. Benim için süpürge ettin. Gece gündüz demedin çalıştın. Bundan gayri kendi evimizin iÅŸine bak. Ben çalışayım sen kazancımın bekeri ol…” Sevindi anası. Çünkü O’na güveniyordu. Tek desteÄŸi kayınıyla oÄŸlu Ahmet’ti.
Ahmet vine el kapılarında gece gündüz ırgatlık yapmaya baÅŸladı. Tek düşüncesi para kazanmaktı. İhtiyar anasını mutlu etmek, onun saÄŸlığında evlenmekti. İstedi ki, bir gelin hürmeti, bir kaç torun yüzü görsün anası…
Bu düşlerle bir kış mevsimi gelip geçti. Günler ilkbahara dayandı. Mart ayı çıkar çıkmaz Mart köyünün dağı-ovası, deresi tepesi renge boyandı. BaÄŸları ekilmeye, bostanları dikilmeye baÅŸlandı. Madımaklar yollarda ekinler tarlalarda yeÅŸerdi. Ya Ahmet’in umutları? Baharla birlikte onun duyguları da kabardı. Köyün güzel kızlarından birine, Güllü’ye gönlünü kaptırdı. Uzaktan uzaÄŸa seviyorlar derdini bir türlü duyuramıyordu. Mahalledeki çöpçatan Emine’yle haber göndererek sevdiÄŸini belli etmeye çalıştı. Kendi açarsa olmazdı. Çünkü Güllü’nün adını dillere destan etmek istemiyordu.
Güllü güzel, Güllü alımlı kızdı. Gönlü ganiydi.Öyle yükseklerden uçan, kendini ağıra saran cinsten deÄŸildi. AÄŸa oÄŸlu, bey oÄŸlu, ırgat, dal kadın çocuÄŸu nedir bilmezdi.Bir insan çalışkan mı, evine köyüne baÄŸlı mı, mert mi, ince mi, yüreÄŸi yufka mı, bunlara bakardı… Güllü bu nitelikleri Ahmet’te gördü, gönlü onun gönlüne su gibi aktı. O yılın Kurban Bayramı ÅŸenliklerinde arkadaÅŸlarıyla tura oynarken iyice bakıştılar. Boyunu boyuna, huyunu huyuna yakıştırdı. İki göz, iki gönül bir oldu uzaktan Güllü Ahmet’e Ahmet’te Güllü’ye tutuÅŸtu. Ne var ki, köylük yer istenen her ÅŸey öyle açıkta olamaz ki! Sevenler buluÅŸamaz ! Ne olacaksa gizli saklı gözden uzakta, gönülden can cana…
O yıl, Mart köyünün baharı iyice canlanınca işlet artmaya başladı. Herkes işine gücüne daldı. Bağda-bostanda, yaylada-ovada çalışmalar kızıştı. Güllü kız elinde çapa bel bostanda ötekilere, o bağdan bu bağa koşmaya başladı. Sıcaklar ortalığı, aşk ateşi gönlünü sarınca ne yapacağını bilmez oldu. Kuşluk zamanı köye geliyor, helkeleri kaptığı gibi davar sağmaya koşuyordu yaylaya. Çünkü Ahmet zaman zaman köyün sürüsünü güdüyordu. Gezik kime gelirse o çoban oluyordu baharda.
Ahmet bir gün yaylada kararını verdi. Ahladın gölgesinde davar saÄŸan Güllü’nün yanına yaklaÅŸtı. “Bereketli olsun” dedi kısık bir sesle. Güllü ÅŸaşırdı. Döndü baktı ki, Ahmet yanıbaşında. İlk kez duyuyordu bu sesi. Süt saÄŸdığı helkeyi heyecanla kendine doÄŸru çekti. SaÄŸdığı koyunu bıraktı, gürneÄŸin arasında ayaÄŸa kalktı. “HoÅŸgeldin” dedi utanç bir sesle. Fakat elleri titriyor, gözlerinin içi gülüyordu. Ahmet’in sesindeki titrekliÄŸi, gözlerindeki parlayışı ilk kez yakından seziyordu. “Oturalım mı” dedi Güllü.”Bilmem sen bilirsin istersen” dedi. Ahmet. Her ikisi de ahladı gölgesindeki saÄŸmal koyunların arasına çöktüler. Dereden tepeden bir süre konuÅŸtular. Yan yana ilk buluÅŸmastıdı çünkü bu. Ahmet yaÅŸlı anasından, Güllü hırçın gardaşından söz etti. BuluÅŸtukları görülsün, konuÅŸtukları duyulsun istemiyordu Güllü. Ama Ahmet, kestirdi attı; niyetini açıkça belli etti o gün. “Seni istetecem, babana dünür gönderecem” dedi. Bu sözleri duyunca, bir hoÅŸ oldu Güllü kız. Sevincinden yüreÄŸi hopladı. “Beklerim, en kısa zamanda beklerim” dedi süt helkesini kaptığı gibi köye doÄŸru yöneldi.
O günden üç gün sonra gezik biter bitmez köye döndü Ahmet. Bir akÅŸam, yaÅŸlı anasının dizlerinin dibine oturdu. “Anacığım” dedi. “Benim için bunca yıl saçını süpürge ettin, babasızlığın acısını duyurmadın, beni bugünlere getirdin. Başımızı sokacak evimiz var, askerliÄŸimi de yaptım, sıra evlenmeye geldi. İsterim ki, bir gelinin olsun. Benim gönlüm Güllü kızı ister. Severiz birbirimizi. N’olursun bir istet babasından!…”
- DoÄŸru diyorsun yerinde zamanında söylüyorsun Ahmed’im” dedi anası. “Bilirim ki seversin Güllü’yü, o da seni beÄŸenir; lakin babasıyla deli gardaÅŸlan ne der bu iÅŸe?” onlar yükü yeceye yıkan cinsinden. Başımıza bir dert açmasınlar.
“Bir kere deneyelim” dedi Ahmet. Anasını razz etti ve Güllüye dünürcüleri gönderdi…
Ahmet’in dünürcüleri bir Cuma akÅŸamı çaldılar kapıyı.
Selam sohbetten sonra çıtlattılar geliÅŸ niyetini. Daha Güllü’nün adı geçer geçmez dikildi kardaÅŸları. Küplere bindi babası.
“Olmaz! Bu iÅŸ için geldinizse kapım size kapalı. Ahmet önce bir karnını doyursun. Benim, ayak yalın çıplak karın gezene verilecek kızım yok” deyip kesti sözü.
Güllü, direniyordu yandaki odada. “Ahmet’ten baÅŸkasına varmam!” diyor babasına aÄŸalarına kızıyordu. Anası anlamıştı Güllü’yü. Ama söz hakkı yok ki.. “Sus kızım, baban aÄŸaların duyar sonra. Ne’der de dikiliriz karşılarına?”
O gece, Güllü verilmedi, gerçek deÄŸiÅŸmedi. Birbirlerini sevenlerin aÅŸkı sürüyordu. Ahmet Güllü’ye, Güllü Ahmet’e baÄŸlıydı. Çünkü daha önce söz verniÅŸti Güllü. Gerekirse, babası vermezse, gardaÅŸları önüne geçerse kaçacaktı.
Öte yandan Ahmet, dünürcülerin haberlerini duyunca ÅŸaşırdı. Olup bitenleri bir güzel öğrendi. “Ayak yalın, çıplak karın!” Ne demekti bu? Güllü nün babası nasıl söylerdi bu sözü!… Oturdu uzun uzun düşündü. Önce anasına, köyün uslularına, can ciÄŸer arkadaÅŸlarına danıştı. Kendine verilen öğüt, “sabret bekle umudunu yitirme… “Ahmet Umudunu yitirmedi, bekledi bekledi.” Belki düzelir” dedi içinden. Babasını saydı, gardaÅŸlarının önüne geçmedi Güllü’nün. Ama ne yapsa ne etse gerçek deÄŸiÅŸmiyordu. Ağır konuÅŸanlar, her yerde hor bakan konuÅŸmaz olmuÅŸtu Ahmet’le.
Aradan birkaç gün geçince Güllü’den hater geldi.”Kaçırsın beni” Bu gece sabaha karşı tan yıldızı doÄŸar doÄŸmaz bizim arılıkta beklerim onu…” Ahmet, hem ÅŸaşırdı, hem sevindi. “Bu durumda geri durmak olur mu? Niçin yaşıyorum, kim için taşıyorum bu canı? Ölürsem Güllü’nün yolunda öleyim!..”
Zamanında beklendiÄŸi yere vardı Ahmet. Baktı ki arılıkta saklanmış bekliyor Güllü. Ayakları lastik, başında dülbent, sırtında bir ak gecelik. MeÄŸerse, epeydir aÄŸaları, Güllü kaçmasın diye urbanlarını kendi yastıklarının altına saklamış. Ahmet durumu öğrenince, bir oldu güldü, bir oldu düşündü. yapacak bir ÅŸey yoktu artık. GömleÄŸini çıkanp Güllü’ye giydirdi ve tuttular Karaören’in yolunu. Karaören komÅŸu köy. Sığınacaklan en emin yer orası. Dayısının evine gidecekler, orada saklanacaklar bir kaç gün. Kâh yürüdüler, kah koÅŸtular ama Karaören altı saatlik yol. Iki saat sonra ortalık iyice aÄŸardı. Bu dummda görenler olursa ne der? Güllü: “Böylece gidelim”, Ahmet “Olmaz” dedi. “Kesin olmaz” Tuttu kolundan yakınındaki gölün yanına vardı. Baktı ki her taraf sazlık. Kamışlar, kındıralar adamın boyunu geçiyor. “Tamam” dedi burası iyi arkasından gelmesin diye Güllü’nün elini ayağını baÄŸladı. Sesi çıkmasın, bağırmasın diye de aÄŸzını… Ve öylece sazların içine bırakıp yürüdü. Niyeti dayısının köyüne varacak, durumu anlatacak, onların yardımını isteyecek. İki saat sonra Karaören köyüne vardı Ahmet. Dummu bir güzel anlattı. “HoÅŸ beÅŸ, ne yapalım, nasıl edelim” derken bir saatte öyle geçti. Sonunda dayısıgilden urbaları aldığı gibi düştü yola. Kâh yürüdü kah koÅŸtu. Kan ter içinde çıkışından beÅŸ saat sonra, gün tepeye dikilirken Güllü’yü bıraktığı sazlığa geldi. Baktı ki, Güllü yok. Yerinde yeller eser. Fazla zaman kaybetmeden hemen geri döndü dayısının köyüne. Sırtını buz gibi ter kapladı dizlerinde fer kalmadı. “Güllü geldi mi’ “Gelmedi”.”Allah Allah nereye gitti peki?” Dayısı Karaören köyünden birini hemen Mart köyüne yolladı. “Sorun bakalım orada var mı?” Sekiz saat sonra haber geldi. Orada da yok. Böylece ertesi gün öğle vakti oldu. Dayısıyla birlikte köyün birkaç uslusuna, caminin imamına sordular. “Durum böyle iken böyle, ne yapalım ne edelim?”
Köy imamı: “OÄŸlum Ahmet, sabahleyin erkenden sazlığın üzerindeki tepeye çık; kızı baÄŸlayıp koyduÄŸun tarafa bak; sivrisinek nereye topluca inip kalkıyorsa orada ara” dedi…
Böyle yaptı Ahmet. Karaören’den geceleyin çıktı yola. Gün doÄŸarken sazlığın üzerindeki tepeye çıktı. Baktıki, sivrisinek sürüsü Güllü’yü baÄŸlı bıraktığı sazların beÅŸyüz metre yakınına küme küme inip kalkar..
KoÅŸtu oraya ki, ne görsün? Güllü cansız yatıyor yerde. Sivrisinekler üşüşmüş üstüne. Her tarafı ÅŸiÅŸmiÅŸ, davul gibi olmuÅŸ. Zavallı Güllü can havliyle çırpınmış çabalamış sürünmüş. Eli ayağı baÄŸlı olduÄŸu için kurtulamamış, aÄŸzı kapalı olduÄŸu için bağıramamış. Her tarafı çizik sıyrık, saz kesiÄŸi…”
Bu durumu görünce deliye döndü Ahmet. Dizlerini çırptı, saçlarını yoldu. AÄŸladı aÄŸladı. Bir ÅŸaşırdı bir aÄŸladı. Sonra aldı başını ayrıldı oradan. Gitti ki o gidiÅŸ. Olay tez zamanda yayıldı. Duyanların görenlerin içi yandı. Nice nice yürekler parçalandı ağıtlar söylendi, destanlar yazıldı. Güllü’nün öyküsü, yörede bilindi, gençlerce ezberlendi. Bir sazın ezgisi eÅŸliÄŸinde dilden dile söylendi. İbretle dinlenen bir içli bozlak oldu yörede.
Kaynak:
Salih Turhan , Kubilay DökmetaÅŸ , Levent ÇelikÂ
Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikayeleri
Ankara, 1996Â
Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor Gözüm Yaşı Terme Çayını Tutuyor


Yorum Yazayım